mackahaber @ gmail.com

Türkiye siyasetinin AKP'li döneminde çok seçim manevraları, oyunları, şikeleri gördük. İktidarın devlet, sermaye ve medya desteğini arkasına alarak girdiği, muhalefetin yokluklar içinde mücadele ettiği çok ama çok eşitsiz seçim yarışlarına tanık olduk.

Muhalefete yönelik çok ağır hakaret, itham ve suçlamalar duyduk. Öyle ki, uzun süredir bu ülkede iktidarı eleştirmek, muhalefet olmak, itiraz etmek vatan hainliği ve teröristlikle eşdeğer gösteriliyor.

Medyayı işgal eden iktidar beslemeleri, muhalefete ve onun temsilcilerine karşı eşi görülmemiş bir yıpratma, yıldırma kampanyasına girişti.

İnsanlar sırf iktidar gibi düşünmediği ya da iktidar istemlerine boyun eğmediği için hedef gösterildi, kovuşturma ve soruşturmalara uğradı, cezaevine, hücrelere atıldı.

AKP'nin 17 yıllık iktidarı boyunca ülke neredeyse ikiye bölündü. Muhalefet olanlar ötekileştirildi. Ülkenin zencilerine dönüştürüldü. 

***

Ülke küresel güçlerin denetimindeki bir dini cemaate teslim edildi. Toplum ve devlet büyük bedel ödedi. Bir yanda darbeci F tipi kuşatma, diğer yanda ayrılıkçı terör ve küresel kumpaslar. Birine ne istedilerse veren,diğeri ile masada buluşan, ötekine eyvallah diyen bir iktidar. Ama büyük suçlar, büyük başarısızlıklar sonucu ortaya çıkan büyük komplikasyonların suçlusu yine muhalefet gösterildi.

***

Seçime doğru memleket beka (gelecek) tartışmasıyla yeniden kamplaştırılırken, bu ülkenin başına gelmesinden kaçınılması gereken en büyük felaketlerden birinin fitili yine ateşlendi.

Bir sıfatı AKP Genel Başkanı, diğer sıfatı ise ülkenin birliğini temsil etmek olan Recep Tayyip Erdoğan kişisel twitter hesabından, ''Bugün Türkiye'de iki ittifak karşı karşıyadır'' başlıklı bir paylaşımda bulundu. 

Erdoğan ve Bahçeli'nin oluşturduğu Cumhur İttifakı kırmızı zemin üzerine ve Türk bayrağı kullanılarak verilirken, CHP-İYİ Parti'nin oluşturduğu Millet İttifakı siyah zemin üzerine konduruldu. 

 Özet olarak Erdoğan bu paylaşımında Cumhur İttifakı'nı her türlü iyiliğin simgesi, Zillet İttifakı olarak isimlendirdiği Millet ittifakı'nı ise terörle işbirliği yapan her türlü kötülüğün simgesi olarak gösterdi.

Yani Erdoğan'a göre muhalefet, ''Gizli pazarlıkların, siyaset mühendisliklerinin, çıkar hesaplarının ürünü'', ''Kandil ve Pensilvanya'nın güdümünde'', ''Yalan, iftira, inkar dilinden düşmez'', ''Mazluma hoyrat, zalime müşfik'' davranan, ''Kirli ilişkler bitene, çıkarlar çatışıncaya kadar'' birarada bulunan, ''Amacı  terör örgütlerinin uzantılarını belediye meclislerine ve bürokrasiye taşımak'' olan şeytan işi bir durumdur.

***

Kendinden ya da kendine biat etmeyenden başka herkesi hain ve düşman gören hastalıklı bir zihniyetin yeniden ortaya çıkışı!

Birileri, ülkenin başındaki kişinin yukarıdaki sıfatları yakıştırdığı siyasi kişilere ya da onların destekçilerine saldırıyı, onları yoketmeyi meşru-geçerli-yasal görürse ne olacak?

Bu nasıl yönetim anlayışı, bu nasıl hukuk, bu nasıl demokrasi, bu nasıl seçim?

İyi ki Türkiye halkı, ülkeyi yöneten ve onu destekleyen iktidar seçkinleri kadar radikal değil!

***

Devletin birliğini temsil eden bir kişi, halkın yarısından fazlasını hainlikle, terörle ilişkilendirecek. Halkın yarısının desteklediği siyasi partileri şeytan işi gösterecek. 

Bu yaklaşım, bu ülkeye karşı en büyük kötülük olur. Ülkenin ayrışmasına, bölünmesine hizmet eder. 

Cumhurbaşkanı da olsa hiçbir siyasetçinin dönemsel seçim başarıları için ülkeyi kamplaşmaya, bölünmeye götürmeye hakkı yoktur. Bu aynı zamanda anayasal bir suçtur.

AKP Genel Başkanı'nın bu paylaşımı, büyük bir siyasi hata ve skandal olmanın ötesinde demokrasi ve çok seslilik adına siyasal tarihte bir ''kara leke'' olarak yerini alacaktır.